Miğrene Bitkisel Çözüm etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Miğrene Bitkisel Çözüm etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

13 Eylül 2016 Salı

Menier Hastalığı

       BU BLOGTA ARA
        Powered by         "UÇAN"
Menier Hastalığı
Teşhis(Tanı) Tedavileri Menier Resimleri Kulak Hastalıkları
Bitkisel Çözüm Tedavi Olanlar Cevap Alanlar Diğer Paylaşımlar Miğren Hastalığı
Baş Ağrısı Nedir Vertigo Hastalığı Kulak Çınlaması Prostat Hastalığı Hemoroid Hastalığı





Tüm hastalara geçmiş olsun.

Bütün hastalara Aşağıda bilgi aktarmış (Rahmetli)Dr Nebil Göksu nun açıklamalarını okumalarını öneriyorum.Menier hastasıyım diyen birçok hastanın menier olmadığı anlaşılıyor.Dr Nebi beyin bilgilerini aşağıya aktarıyorum lütfet okuyun
---------------
Değerli platform katılımcıları
Hepinize geçmiş olsun
Öncelikle tanı alanındaTERMİNOLOJİçok önemlidir.Kural olarak bir hekim öncelikle hastalığın adını koymalıdır,bu birinci basamak.Eğer tanı kesin konursa yapılacak tedavi o zaman kolaydır. Şuna dikkatinizi çekmek isterim: VERTİGO kelimesi bir hastalık adı değildir,latince ve bir çok yabancı dilde BAŞ DÖNMESİ’ nin eş anlamıdır.Bu nedenle biz hekimler semptom ve belirtilerin yabancı dildeki eşanlamlarını hastalık adı gibi kullanmamalıyız.Birçok hastam bana”vertigo hastalığım var”diye baş vurmaktadır. Oysa demin de söylediğim gibi bu baş dönmesi demektir. Meniere hastalığında iç kulak sıvı basıncında artış meydana gelmektedir,ancak bazı meslektaşlarımız buna “kristaller” oynamış diyerek yanlış tanı koymaktadır. Meniere hastalığında ataklar en az yarım-1 saat sürer,saniyelik veya günlerce süren ataklar varsa Meniere hastalığı yok demektir.Daha önce de yazdığım gibi mutlak surette işitme kaybı vardır ve tek taraflıdır. İki taraflı işitme kaybı varsa bildiğimiz anlamda klasik Meniere hastalığı değildir,klinik olarak sadece biraz benzer,aslında iki taraflı olana “sekonder hidrops” adı verilir. Meniere hastalığının kesin tanısı İŞİTME TESTİ-DENGE TESTİ-İÇ KULAK MR ile konur.
Meniere ile ilgili bazı meslektaşlarımızın uyguladığı yanlış stratejilerden biri de çeşitli gereksiz ve anlamsız gıdasal kısıtlamalardır.Örneğin kahve(cafein), son yıllarda yapılan bilimsel çalışmalarda cafein’in Meniere hastalığında iyileştirme etkisinin olduğu bile gösterilmiştir. Bu nedenle kahve ve/veya çay kısıtlaması anlamsızdır. Tuza gelince.yine bazı arkadaşlar “SIFIR TUZ”önermektedirler. oysa yetişkin bir insanın günlük 3-4 gram tuz ihtiyacı söz konusudur. Ben hastalarıma aşırı tuz tüketmemelerini öneriyorum.Sıfır tuz ASLA! Yine Meniere ile ilgili önemli bir husus(ki bu diğer tüm baş dönmeleri için de geçerlidir)hastanın kesinlikle egzersiz ve/veya aktivite yapmasıdır. Hasta ne kadar hareketsiz ve hantal ise, hastalığın iyileşmesi o ölçüde gecikir.
Meniere hastalığı temelde ilaç ile iyileştirilir,ancak bazen ilaç yetersiz kalır ve bu durumda ameliyat seçeneği ortaya çıkar. Meniere hastalığında cerrahi bir kaç yöntemle yapılır. Hastanın yaşı,işitme durumu,diğer kulağın işitme durumu, başka sağlık problemlerinin varlığı cerrahi yöntemi belirler.
Meniere hastalığının tedavisi yoktur!Meniere hastalığının cerrahisi yoktur!!kefene kadar gider! gibi bilimsel değer taşımayan bu sözler tamamen yanlıştır. Önemli olan KESİN tanı koymaktır, ve tedavi buna göre yönlendirilir.Saygılarımla
Dr.Nebil Göksu

Tabiki MENİER HASTALIĞI için bu görüş ve bilgilerden başk bilgi ve görüşlerde verdır.
MENİER HASTALIĞI
Menier sendromu belirtileri yüz yıl evvel Prosper Meniere adında bir Fransız tarafından açıklandı. Tarif ettiği tipik belirtiler gelip giden işitme kaybı ile beraber baş dönmesi, kulak çınlaması ve etkilenmiş olan kulakta bir basınç hissi duyulmasıdır. Menier sendromu ekseriyetle önce bir kulağı etkiler ve vakaların yüzde yirmibeş ila yüzde ellisinde ilerde ikinci kulak da etkilenir. Bu hastalığın nedeni henüz bilinmiyor. Labirent denilen iç kulakta sıvı artışı görülüyor. Bu sıvı fazlası labirent zarında basınç yapar. Bu zarı bozar ve bazen de yırtar. Neticede denge ve işitme duyuları bozulur.
Meniere Hastalığının Belirtileri:
En rahatsızlık veren şikayet baş dönmesidir. Episodik (tekrarlayan) rotasyonel
vertigo atakları (dairesel ya da savrulma şeklinde bir hareket), işitme kaybı
(hastalığın ileriki dönemlerinde giderek işitmenin azalır), kulakta çoğu zaman
sabit bir ses şeklinde duyulan çınlama oluşur. Ataklar süresi değişmekle
beraber yarım ile bir saat devam eder. O dönemde hastada bir panik hali,
soğuk terleme, çarpıntı, bulantı ve kusma, yattığı yerden kalkamama, başını
sabit hale getirme ihtiyacı belirir. Herhangi bir hareket yokken hastanın çevrenin döndüğü ile ilgili duyumu oluşur. Hasta uykudan baş dönmesi ile kalktığını ifade edebilir. Çınlamanın şiddetindeki artma atağın ilk belirtisi olabilir.Erken dönemde gelip geçicidir. Ancak ileri dönemde kalıcıdır. Hastaların büyük kısmı gürültüye karşı toleransını kaybetmiş haldedirler.
- Şiddetli baş dönmesi ve beraberinde bulantı ve kusma
- Kulak çınlaması.
- Soğuk ve bozuk işitme.
- işitme kaybı.
Muayenede Ne Görülür:
Meniere hastalığı olan hastaların kulak muayenesi normal görülür. Eğer hasta baş dönmesi olmayan bir dönemde muayene ediliyorsa hiç bir bulgu saptanmayabilir. Baş dönmesi atakları sırasında ise hastada görülebilecek en önemli bulgu nistagmus adı verilen istemsiz göz hareketleridir. Ayrıca baş dönmesinin getirdiği ayakta durma ve yürüme zorluğu, bulantı-kusma saptanabilir.
Teşhis
Bu hastalığın teşhisi konusundaki zorluk hastaların yaşadıklarını tam ifade edememesinden, hastalığın çok fazla varyasyonu olmasından, yapılacak olan testlerin rutin testler olmamasından kaynaklanmaktadır. Teşhis için en değerli araç hasta ile doktor arasında, semptomlar hakkında ortak bir dilin kullanılması ve çok detaylı bir hastalık hikayesi alınmasıdır. Teşhis yollarında elimizde son dönemlerde son derece komplike ancak bir o kadar da kesin neticeler veren testler bulunmaktadır. Bunların başında işitme testleri gelmektedir. Diğer
test "ecog" (elektrokokleografi) ise iç kulak sıvındaki basıncı gösterebilir. Büyük bir oranda kişinin ileride bir meniere hastası olup olamayacağı ile ilgili tahmin yapmamızı sağlar. En değerli test "eng" (elektronistagmografi) ise denge fonksiyonlarını araştırır. Karanlık bir odada ya da bir video-maske ile yapılan bir test olup, kulakların hem pozisyonel olarak hem de hava ya da sıvı ile uyarılıp gözde oluşan istemsiz hareketleri kaydetme (vestibülo-oküler refleks) prensibine dayanır. Bu test sayesinde, hastalığın değişik evrelerinde iç kulağın denge rezervleri konusunda bilgi ediniriz. Bu testler haricinde teşhis yollarında kullandığımız ancak spesifik çalışan dünyada belli merkezlerde olan teknik olanaklardan da yararlanabiliriz.
Menier hastalığı, dönem dönem ataklarla ortaya çıkar. Bu dönemler arasında herhangi bir belirti görülmez; hastalık dönemlerinin arası birkaç saat, birkaç ay ve hatta birkaç yıl olabilir. Hastalığın ortaya çıktığı dönemler de birkaç saat, bir gün ya da daha uzun sürebilir.
Hastalık belirtileri hafif ya da ciddi olabilir. Genellikle değişen düzeylerde baş dönmesi (çoğu kez bulantı ve kusmaya neden olacak kadar şiddetlidir), kulak çınlaması ve özellikle düşük frekanslarda işitme azalması ya da kaybı görülebilir. Hastalık dönemlerindeki şikayetler giderek daha ağırlaşır.
Bu belirtilerin herhangi biri ortaya çıkarsa, gecikmeden doktorunuza başvurun. Doktorunuz çeşitli ses frekanslarında ne kadar işittiğinizi ölçmek için bir test yapacaktır. Bu test yetersiz kalırsa, teşhis koymak için başka testler de gerekebilir.
Bu tür bir testte (elektronistagmografi) kulağa sıcak ve soğuk su verilir. Bu işlem yapıldığında gözlerinizde çeşitli hareketlerin olduğunu fark edersiniz. Gözlerdeki bu hareketler değerlendirilir. Bu test farklı sıcaklıklardaki sularla tekrarlanır; her kulağın verdiği yanıt kaydedilir ve diğer kulakla ve normal yanıtlarla karşılaştırılarak iç kulağın denge işlevinin normal olup olmadığı belirlenir.
Bazı kimselerde bu arada sırada gelen krizlerdir ve esasında sadece zorluk yaratan bir durumdur. Fakat daha az sayıda da olsa bazılarında tamamen sağırlık, sık gelen ve güçsüz bırakan baş dönmesi ve bulantı yapar.
Meniere Hastalığı Tanısı Nasıl Konulur?
Bir doktor ataklarınızın sıklığını, süresini, ciddiyetini ve karakterinin hikayesini değerlendirdikten sonra işitme kaybınızın süresini, değişip değişmediğini, çınlama veya dolgunluk hissinizin olup olmadığını, bunun tek veya çift taraflı olup olmadığını belirleyecektir. Size geçmişte frengi, kızamık veya diğer ciddi enfeksiyonları geçirip geçirmediğiniz, gözünüzde bir iltihap olup olmadığı, bağışıklık sisteminde bozukluk veya allerjinizin olup olmadığı veya geçmişte bir kulak ameliyatı geçirip geçirmediğiniz sorulabilir.Genel sağlığınız, şeker hastalığınız, tansiyonunuz, yüksek kolesterolünüz, guatrınızın, nörolojik veya duygusal problemlerinizin olup olmadığı da sorulabilir. Bazı durumlarda bu problemlere yönelik testler yapılabilir. Kulak ve baş boyunun diğer yapılarının fizik muayenesi ataklar haricinde normaldir.
İşitme testi olan Odiometrik muayene, etkilenen kulaktaki işitme kaybını gösterir. Etkilenen kulakta konuşma ayırt etme yeteneği (hastanın “git “ ve “bit “ gibi benzer kelimeler arasında ayırım yapamaması.) etkilenmiş olabilir.Denge fonksiyonunu değerlendirmek için ENG (elektronistagmografi) uygulanabilir. Bu karanlık bir odada yapılır. Kayıt elektrotları göze yakın yerleştirilir. Elektrodlardan çıkan kablolar kalp monitörüne benzeyen bir makineye bağlanır. Sıcak ve soğuk su, yada hava yavaşça her iki kulak kanalına uygulanır. Göz ve kulak, sinir sistemi sayesinde birlikte çalıştıkları için denge sistemi ölçümünde göz hareketlerinin ölçümü kullanılır. Hastaların yaklaşık %50 sinde etkilenen kulakta denge fonksiyonu azalmıştır.Denge sistemini değerlendirmek için rotasyon testi veya denge düzlemi gibi diğer denge testleri de uygulanabilir.
Uygulanabilecek diğer testler:Elektrokokleografi(EcoG) bazı Meniere hastalarında iç kulaktaki artmış sıvı basıncını gösterebilir. İşitsel beyin kökü cevabı(ABR)işitme siniri ve beyin yollarının bilgisayarlı testidir.
BT (bilgisayarlı tomografi ) ve MRI (manyetik rezonans görüntülemesi) işitme ve denge siniri üzerinde meydana gelen tümörü belirlemek için gerekebilir. Bu tümörler nadirdir ancak Meniere’e benzer semptomlara sebep olurlar.
Nasıl Tedavi Edilir:
Meniere hastalığının tedavisi 3 bölümde incelenir.
-Baş dönmesi ataklarının tedavisi:
-Baş dönmesinin önlenmesi:
-İlaç tedavisi:
Meniere hastalığında kişiyi etkileyen en önemli sorun baş dönmesidir. İlaç tedavisi baş dönmesini hafifletmeye ya da tamamen ortadan kaldırmaya yöneliktir.
-Diyet: Tuzu kısıtlamak biriken su yoğunluğunu azaltacağı için iç kulaktaki baskıyı azaltacağından baş dönmesini azaltmaktadır.
-Bilişsel tedavi: Bilişsel tedavi kişlerin yaşam tecrübelerini nasıl yorumladıklarına odaklanmalarını sağlayan bir konuşma terapisidir.
-Enjeksiyon: Orta kulağa antibiyotikli ilaç enjekte etmek baş dönmesini kontrol etmeyi sağlar. Ancak kıl hücrelerine zarar vermesi nedeni ile işitme kaybı riski de yüksektir. Bu nedenle her doktorun tercihi bu yöntem olmamaktadır.
-Cerrahi tedavi: Ataklar günlük işleri kısıtlıyorsa cerrahi işlem tavsiye edilebilir:
İlaçla Tedavi
Meniere hastalığı ilaç tedavisi ve belli yaşam tarzı değişiklikleri ile yaşamın sonuna kadar %90 kontrol altında tutulur. Hastalar, fiziksel ya da emosyonel stresi en az bir yaşam tarzının yanında düşük tuz diyeti ile beslenmelidirler. Hayvansal yağ içeriği az olan besinleri tüketmek, kafein, alkol ve sigara türü iç kulakta sıvı basıncını arttırdığı düşünülen içeceklerden uzak durmak gerekir. İlaç tedavisi olarak anti-vertijinöz ilaçlar, diüretikler, benzodiazepin türü ilaçlar kullanılmaktadır. Bulantı ve kusma olduğunda bunlara ait ilaçların alınması yeterli olabilir. Hastalığın cerrahi tedaviye ihtiyaç gösteren kısmı sadace %5-9 luk hasta grubunda olup, çeşitli tedavi protokoleri mevcuttur.
Meniere hastası olan kişilerin bir kısmı, atak gelmeden önce kafa basıncının artışından, çınlamanın şiddetinden, işitmedeki dalgalanmalardan krizin geleceğini hissedebilir. Ve nispeten kontrollü bir atak geçirir. Ancak geri kalan hasta grubunda vertigo (baş dönmesi) atağı ani geldiğinden, bu tür hastaların özellikle taşıt kullanmaları sakıncalıdır. Aksi taktirde kişi hem kendi, hem de diğerleri için tehlikeli ve hasar verici olabilir.
Doktorunuzun baş dönmesini ve arkasından gelen bulantı ve kusmayı durdurmak için ilaç vermesi olasıdır. Diğer bir tedavi yolu da idrar sökücü ilaç alıp vücuttaki sıvı miktarını azaltmak olabilir. Kafein, alkol ve nikotini kesmek de yararlı olabilir. Şiddetli bir krizin sebep olabileceği gerginliği gidermek için sakinleştirici ilaçlar da verilebilir. ilaç tedavisinin uzun süren tedavilerde ne zaman yararlı olduğunu söylemek zordur. Çünkü Menier Sendromu hafifleyip kendi kendine ortadan kaybolabilir.
İLAÇLAR
Betaserc=24mg//Vastarel=35mg//Notropil=800mg
Ameliyat
İlaç tedavisi krizlerin sıklığını ve şiddetini kontrol edemezse, ameliyat gerekebilir. Ameliyatla iç kulaktaki ve zarlarındaki basınç ortadan kaldırılır. Bazen dengeyi kontrol eden sinir kesilir. Hasta kulakta çok veya tamamen işitme kaybı olduğunda ve baş dönmesi çok şiddetli ise tüm iç kulağın yok edildiği bir uygulama önerilebilir. Bu durumlarda denge sağlama görevi diğer kulağa ve adaletin kendiliğinden verdiği işaretlere (impulse) ve görme duyusuna geçer. Eğer her iki kulakta da Menier Sendromu varsa tedavi daha zordur. Ameliyat güçsüzlük
yaratan krizleni durdurabilmek için daha zayıf olan kulağa yapılır. Kulağa toksin (zararlı, zehirli madde) etkisi yapan antibiyotik stneptomisin dikkatle kontrollü miktarlarda verilebilir. Bu uygulamada iç kulağın denge sağlayan kısmı yok edilirken, işitme görevi yapan kısmı (bölümü) korunmak istenmektedir.
Cerrahi yöntemler şunlardır.
1-İç Kulaktaki Basıncı Azaltmak: İç kulaktaki sıvıların bulunduğu endolenfatik kese adı verilen bölümü başka boşluklara bağlayarak basıncı azaltmak. Bu yöntemde işitme korunmuş olur.
2- Denge Sinirinin Kesilmesi: Vestibüler sinir adı verilen bu sinir kesilerek baş dönmesi duyusu yok edilmişl olur. İşitme fonksiyonu yine korunur.
3- Labirentektomi: İç kulağın tamamen ortadan kaldırılmasıdır. İşitme fonksiyonu da kaybolur.
Doktor Hangi Tedavileri Önerecektir?
Diet Ve Tedavi:
Az tuzlu diyet ve bir diüretik (suyu vücuttan atılımını sağlayan ilaç ) Meniere hastalarında atak sıklığını azaltabilir. Diüretikten tam verim alabilmek için tuzu kısıtlamanız ve ilacınızı belirtildiği şekilde düzenli almanız çok önemlidir.
Yaşam Biçimi:
Kafein, sigara ve alkolden uzak durun! Düzenli uyuyun ve iyi beslenin. Fiziksel olarak aktif olun ama gereksiz yorgunluklardan kaçının. Meniere hastalığında stres, baş dönmesi ve kulak çınlamasına sebep olabilir. Stres den uzak durun.
Önlemler:
Eğer uyarmaksızın baş dönmeniz olursa, araç kullanmayın çünkü araç kontrolündeki başarısızlığınız, siz ve diğerleri için tehlikeli olabilir. Güvenlik için yüzmeden, merdivenlerden, yapı iskelelerinden vazgeçmeniz gerekebilir.
Cerrahi Ne Zaman Tavsiye Edilir?
Eğer baş dönmesi atakları konservatif çözümlerle kontrol edilemiyorsa ve ataklar günlük işleri kısıtlıyorsa aşağıdaki cerrahi işlemlerden biri tavsiye edilebilir:
1)-Endolenfatik şant(iç kulak sıvısının boşaltılması) veya dekompresyon (basıncın azaltılması) işlemi işitmeyi koruyan bir kulak ameliyatıdır. Vakaların 1/2-1/3’ünde baş dönmesi ataklarının kontrolu sağlanır. Ancak hiç bir hastada bu kontrol kalıcı değildir. Diğer işlemlere kıyasla daha kısa sürer.
2)- Vestibüler nörektomi denge sinirinin iç kulağı terkedip beyine girdiği yerde kesilmesi işlemidir. Baş dönmesi atakların büyük bir kısmı bu ameliyatla tedavi edilebilir ve vakaların çoğunda işitme korunulur.
3)- Labirentektomi ve işitme sinirinin kesilmesi: Bir tarafın iç kulağndaki işitme ve denge mekanizmalarının harap edilmesidir. Meniere hastasının etkilenmiş olduğu kulağı çok az duyuyorsa bu yöntem tercih edilebilir. Genellikle baş dönmesi atakları kontrol altına alınır.
Diğer ameliyatlar ve tedaviler de bazı durumlarda tavsiye edilebilir. Cerrahi tedavi gerekli görülüyorsa, cerrahınızla riskleri ve kazanacaklarınızı tartışmalısınız. Her ne kadar Meniere hastalığının tedavisi yoksa da hemen hemen her vakada baş dönmesi kontrol altına alınabilir. Alternatif Tedavi: Uzmanlar; akupunktur, akupressur, Tai Chi gibi yöntemler ve Ginkgo Biloba, Niasin, zencefil kökü içeren bitkisel takviyeler gibi alternatif tedaviler üzerinde çalışsalar da, bu yöntemlerin hastalığa iyi geldiğini kanıtlanamamıştır. Bu tür tedavileri denediyseniz, doktorunuzu konu hakkında bilgilendiriniz, aksi halde doktorunuz tarafından uygulanacak tedavilerin etkinliği azabilir.
Araştırmacılar, 10 Meniere hastasından 6'sının kendi kendine iyileşebileceğini ya da baş dönmelerini; diyet, ilaç ve cihazlarla kontrol altında tutabildiğini belirtiyor. Buna rağmen küçük bir grup, sadece cerrahi müdahaleyle iyileşebilme şansına sahip olabiliyor.
Meniere Hastalığında Cerrahi Tedavi Nasıldır?
Diğer tedavilerin başarılı olmadığı ve şiddetli baş dönmesinin bulunduğu, günlük yaşam kalitesini ciddi şekilde bozulduğu durumlarda ameliyatlar yapılabilir.
Cerrahi tedavide, var olan işitmeyi korumak önemlidir. Ne tip bir ameliyat yapılacağına işitme kaybının seviyesi de dikkate alınarak karar verilir. Operasyondan sonra baş dönmesinde sıklıkla düzelme sağlanır ancak işitme, biraz daha iyi olabileceği gibi aynı kalabilir veya nadiren daha kötü olabilir. Çınlama ve uğultuda da fazla düzelme olmaz ama en azından kötü gidişin önüne geçilebilir.
Endolenfatik sak ameliyatları: İç kulaktaki belli bir bölgenin açılması ile basıncın düşürülmesi operasyonudur. Riskleri az olan ameliyatlardır. İşitmeyi bozmaz, ancak baş dönmesi atakları yaklaşık olarak hastaların yarısında kontrol altına alınabilir.
Denge sinirinin kesilmesi ameliyatları: Daha büyük ve riskli ameliyatlardır. Vestibüer Nörektomi denilen iç kulaktan ya da beyin kenarından girilerek, denge siniri iç kulağı terk ettiği yerde kesilebilir. Bu operasyonda baş dönmesi atakları büyük ölçüde giderilir.
İç kulağın tahrip edilmesi ameliyatları: Bu operasyon kişide zaten hastalıktan dolayı işitme tama yakın azalmışsa ve diğer kulak işitmesi iyiyse yapılır. İşitme tümüyle kaybedilir ancak baş dönmesi ataklarının kontrolünde başarı oranı yüksektir.
Menier Hastalığına İyi Gelen Bitkisel Tedaviler(Tıkla)
1-Bir tutam kurutulmuş çiğdem çiçeği kaynatılır, soğuduktan sonra süzülür ağrıyan kulağa 2-3 damla damlatılır.
2-Menekşe kökü kaynatılır ılıtılıp süzülür ağrıyan kulağa 2-3 damla damlatılır.
3-Pırasa sıcak küle gömülerek pişirilir. Pişirilen pırasanın suyu sıkılır ağrıyan kulağa damlatılır.
4-Bir miktar taze ısırgan yaprağı yıkanır, nemli halde mikserden geçirilir, bir tülbentin içinde lapa halde ağrıyan kulağın arkasına tampon yapılır.
5-Küçük bir baş soğan soyulur ve mikserden geçirilir. Elde edilen sudan 3 damla kadar pamuğa damlatılır. Kulağın içine tampon yapılır.
6-Siyah turp soyulur, mikserden geçirilir ve tülbentte sıkılır. Elde edilen sudan 2-3 damla ağrıyan kulağa damlatılır.
7-Öksürük otu yıkanır, mikserden geçirilir ve tülbette sıkılarak elde edilen sudan 2-3 damla ağrıyan kulağa damlatılır.
8-Bir diş sarmısak ezilir tülbentte sıkılır elde edilen sudan 2-3 damla ağrıyan kulağa damlatılır.
9-Bir elma mikserden geçirilir tülbentte sıkılır elde edilen sudan 2-3 damla ağrıyan kulağa damlatılır.
10-Yeteri kadar nane yıkanır, nemli halde mikserden geçirilir, Tülbentte sıkılır elde edilen sudan 2-3 damla ağrıyan kulağa damlatılır.
11-Bir çay kaşığı sirke ile yarım çay kaşığı gül yağı karıştırılıp ağrıyan kulağa 2-3 damla damlatılır.
12-Ağrıyan kulağın içine, 1 damla (asla fazla değil) çiğ soğan suyunu damlatın. Ya da kulak temizleme çubuğunun ucundaki pamuğa soğan suyu damlatarak kulağınızın içine sürün. 2 dakika içinde kulak ağrısı geçecektir.
13-Bir litre suyun içine iki çorba kaşığı kişniş katılıp kaynatıldıktan sonra süzülerek bir çay fincanı içilir.
14-Bir fincan kaynar suyun içine bir çay kaşığı civanperçemi katılıp demlenmesi için kısa bir süre bekletildikten sonra içilir.
15-Bir fincan kaynar suyun içine bir çay kaşığı anason katılıp demlenmesi için kısa bir süre bekletildikten sonra içilir.
16-Dövülerek toz haline getirilmiş olan bir çay kaşığı çörek otu bir tatlı kaşığı süzme bal ile karıştırılıp yutulur.
İÇ KULAK TANSİYONU (MENIER HASTALIĞI)
Başdönmesi, kulakta dolgunluk hissi, çınlama ve işitme kaybı ile seyreden bir hastalıktır. Bu şikayetlerden tamamı görülebileceği gibi sadece biri de görülebilir. Kontrolsüz ve tedavisiz hastalarda zamanla tüm şikayetler ortaya çıkar. Bu hastalarda yüksek ses kulakta ağrı yapabilir. Şiddetli başdönmesine bulantı ve kusma eşlik edebilir.
Daha çok genç bayanlarda görülür. İç kulak tansiyonu artmıştır. Hastalığın bilinen tansiyon hastalığı ile ilişkisi yoktur. Şikayetler nöbetler halinde gelir ve birkaç dakika-saatler, bazen günler sürer. Nöbetlerin ne sıklıkta geleceği ve ne kadar ara vereceği belli olmaz. Yıllarca ara verebilir. Her nöbet aynı şiddette olmaz. Hastalık zamanla kendiliğinden düzelebileceği gibi, şiddetli başdönmeleri dayanılmaz bir hal alabilir. Önceleri nöbet bitince düzelen işitme kaybı zamanla kalıcı hale gelir. Bazı hastalar görme kaybı ve bayılma tarif edebilirler, ancak hastalık gerçekte bu şikayetlere neden olmaz ve başka hastalıklarla karıştırmamak bakımından hastanın iyi sorgulanması gerekir. Hastalık başağrısı yapmaz. Bulantı ve şiddetli kusma yoksa halsizlik yapmaz.
İşitme testinde hastanın kaba sesleri işitmede duyarlılığının azaldığını görürüz. Kulağın denge kısmına yönelik olarak yapılan vestibüler testler normaldir. Vestibüler testler kulağa sıcak ve soğuk su verilerek içi kulağın uyarılması esasına dayanır. Uyarılan kulak normaldir.
Normal...........................................Hidrops

Doğrudan hastalığa yönelik spesifik kesin bir tedavisi yoktur. Hastalara tuz ve yağ kısıtlaması yapılır. Fazla tuz vücutta su tutar. Suyun fazlası damar dışı dokulara, bu arada iç kulağa da geçer. Iç kulaktaki fazla su iç kulak tansiyonu yapar. Başlangıç tedavisinde sofra tuzunu kaldırmak yeterlidir. Yemekler normal tuzlu hazırlanabilir. Çay, kahve ve çikolata nöbetlerin ortaya çıkmasını tetikleyebilir. Kan akımını rahatlatıcı ilaçlar ve idrar söktürücü faydalı olabilir. Dayanılmaz başdönmesi olan hastalarda iç kulağın medikal ve cerrahi metotlarla tahrip edilmesi gerekebilir.
Bu hastalar ilginç bir şekilde psikolojik olarak hassas insanlardır. Bu hastalık hassas insanları mı bulur, yoksa hassas insanlarda bu hastalığa karşı bir tahammülsüzlük mü vardır bilinmez. Benim şahsı kanaatim ikinci hipotezdir. Bu hastalığın toplumda sanıldığından daha sık olduğunu, fakat bazılarının doktora gidecek kadar ciddiye aldığını düşünüyorum. Tabii ki kastettiğim hasta grubu şikayet derecesi düşük olanlar. Hastalık şiddetli seyrettiği zaman hasta ölüyorum zanneder. Halbuki hastalık hayatı tehdit edici değildir. Ancak hayatı tehdit eden hastalıklarla karışabilir.
Bu hastalık multipl skleroz, beyin damarlarında tıkanma, yüksek tansiyona bağlı beyinde geçici beslenmesi bozukluğu gibi hastalıklarla karışabilir. Başdönmesi ve kulak çınlaması yapan diğer kulak hastalıkları için WEB arama ypabilirsiniz.
Bu bilgilerden sonra MENİER HASTALARI,TEDAVİ OLANLAR,YARDIM İSTİYENLER Gibi başlıklarda Yorum yapan ve yaşadıklarını paylaşan hastaların görüşleri yer alacaktır Lütfen Bölümlere mesaj bırakarak diğer Menier hastalarına yardımcı olalım.
MAHMUT UÇAN (Menier Hastası)
Ayrıca prostat ve Hemeroid hastalıkları için başlık altındaki linklerden faydalanabilirsiniz.
UÇAN Blogları

29 Ağustos 2016 Pazartesi

Migren Atağı Nasıl Olur?

MİĞREN HAKKINDA
Miğren Hastalığı
Teşhis(Tanı) Tedavileri Miğren Resimleri Tedavi Olanlar Menier Hastalığı
Baş Ağrısı Nedir Kulak Hastalıkları Vertigo Hastalığı Prostat Hastalığı Hemoroit Hastalığı
Miğren'e Bitkisel Çözüm
Migren Nedir?
Migren, sadece baş ağrısı değildir. Otonom sinir sisteminden kaynaklanan bio-elektriksel bir hastalıktır. Atak sırasında, otonom sinir sisteminin temel işlevleri olan damar-sindirim-dolaşım geçici aksar.
*Basit migren en sık, auralı en farklı olanıdır.
*Baş ağrısı, bulantı, kusma, ışık, ses, koku hassasiyeti en belirgin şikâyetlerdir.
*Auralı migrende görsel bulgular, uyuşma, geçici felç gibi nörolojik semptomlar olabilir.
*Çocuklarda karın ağrısı, bulantı, kusma ön planda olabilir. *Psikolojik sıkıntılara da yol açabilir. Bir çalışmada denekler %60 oranında anksiyete ve depresyondan yakınmışlardır.
*En büyük iş kaybı nedenidir. Atak sırasında %90 hasta işini sürdüremez.
*Ayda ortalama 2 migren atağı yaşayan kişi, yılın 1 ayını kaybetmektedir.

“Migren sürekli gelen bir hırsız gibidir. Her gelişinde iş ve özel hayatınızdan para, zaman ve keyfinizi çalar."
Migren Atağı Nasıl Olur?
“Migren bio-elektriksel bir hastalıktır. Otonom sinir sisteminde gerçekleşir. Otonom sinir sistemi, bedenin tüm yaşamsal faaliyetlerini yöneten network' dür."
Bozucu Alanlar: Enfeksiyonlar (çocukluktaki boğaz, bademcik…), ameliyatlar (bademcik, sezaryen, kürtaj…), dişler (çürük, eksik kanal tedavileri, yirmi yaş dişleri, uyumsuz protezler, diş sıkma), travmalar (psikolojik veya fiziksel) kaynaklık edebilir.
Tetikleyici Faktörler: Açlık, uykusuzluk, stres, bazı yiyecekler, lodos, hormonal değişimler, stres etkisinde bozucu alan uyarımları kontrolü zorlaşır.
Hipersensisitif Yapı: Yapısal bir özellik olan hipersensitif sinir sistemi (hassas, duyarlı kişilik ile kendini gösterir) varlığında otonom sinir sistemi bozucu alanlardan gelen uyarımları daha fazla algılar.
Bozucu alanlar ve hipersensitif yapıya sahip kişilerde tetikleyici faktörlerin de etkisiyle otonom sinir sistemi zaman zaman kontrolden çıkarabilir. Otonom disfonksiyon gerçekleşir. Migren atağı başlar.
Otonom Disfonksiyonda Ne Olur: Otonom sinir sisteminin temel işlevleri aksar. Damarlar büzülür–genişler, bağırsaklar yavaşlar–hızlanır, kan basıncı, nabız, terleme fonksiyonları etkilenebilir.
Migren Atağı:

Damarlardaki büzülmeye bağlı aura, genişlemeye bağlı şiddetli baş ağrısı, bağırsaklardaki yavaşlamaya bağlı bulantı ve kusma olur. Tüm beden sistemi etkilenir, duyular hassaslaşır, yorgunluk, halsizlik gelişir.
Migren Hastalığı Tanısı Nasıl Konulur ?
Uluslararası Başağrısı Topluluğu’nun düzenlediği tanı kriterleri: • 5 veya daha fazla atak—auralı migrende 2 atak • Ağrının 4-72 saat sürmesi • Aşağıdaki durumların İki veya daha fazlasının eşlik etmesi Tek taraflı olması Pulsatil olması Orta ileri düzey ağrı varlığı Rutin fizik aktivite ile ağrıda artış • Aşağıdaki durumların bir yada daha fazlasının eşlik etmesi Bulantı kusma Işığa ve sese karşı rahatsızlık. Migren beş farklı aşamadan geçirilerek teşhis edilir. Öncelikle migren testi yapılarak baş ağrısının migrenden kaynaklı olduğundan emin olunur. Testten sonra migrenin tetikleme bölgesini bulabilmek için muayene süreci başlar. Botoks testi yapılır. Bu işlemin ardından hasta migren günlüğü tutar. Eğer hasta kalıcı tedaviyi tercih ederse migren operasyonunun planlanmasına başlanır. Basit düzeyde migren testi evde de yapılabilir. Örneğin eğer;
? Potansiyel migren atağı sırasında burun akıntısı da yaşıyorsanız,
? Gözlerinizde ya da gözlerinizin arkasında acı ya da baskı hissediyorsanız,
? Potansiyel migren atağı sırasında kaş arası bölgenize masaj yapmak ya da baskı uygulamak işe yarıyorsa,
? Kaş üzeri bölgesinde acı/ağrı oluyorsa,
? Şakak bölgesinde ağrı ve zonklama oluyor ve o bölgeye bastırmak iyi geliyorsa,
? Ağrıdan hemen önce ya da ağrı sırasında ensede gerginlik hissediliyorsa,
? Potansiyel migren ağrısı başın arkasında daha çok hissediliyorsa, Sizin de muayene için doktora gitmenizde fayda var.
Migren Çeşitleri Nelerdir ?
1. Alın migreni (frontal migren)
2. Şakak migreni (temporal migren)
3. Ense migreni (oksipital migren)
4. Burun migreni (paranazal migren)
Migren Atağının Safhaları Nelerdir ?
• Prodrom fazı ağrı döneminden, 2 gün 2 saat öncesine kadar görülür, depresyon öfori gibi mood değişiklikleri sıktır %60.
• Aura, ataktan 1 saat önce görsel, duyusal ve bazen motor bozukluklarla kendini gösterir.
• Baş ağrısı dönemi % 40 bilateral, yavaş başlangıçlı, hareketle artan 4-72 saat, ortalama ayda 1 sıklıkta • Postrom dönemi yorgunluk, güçsüzlük, depresyon gibi belirtiler bir kaç gün sürer. Tek bir migren atağı tüm fazlarıyla hastanın neredeyse 1 haftasını etkilemektedir.
Migren Hastalığının Diğer Özellikleri Nelerdir ?
Migren etiyolojisinde ailesel ve çevresel önemlidir. 2/3 ü ailesel geçişlidir. Puberte öncesi erkeklerde daha sık görülürken sonrasında ise kadınlarda daha sık görülür.
Migren Belirtileri
-Normal baş ağrıları başın her tarafında,migren ağrıları ise genelde başın bir noktasında hissedilir.
-Kandınlarda daha çok olur.
-Görmede zorluk,göz kamaşması,çifte görme gibi görme sıkıntıları.
-Başka neden yokken sinirli olmak.
-Baş dönmesi,iğrenme,bulantı,kusma,titreme,açlık hissetme,kuvvetsiz olma,kolay heyecanlanma,suskunluk,omuz ve boyunda ağrı tansiyon yükselmesi,parmakların şişmesi,deride kabartılar,solgunluk vs.

Migren Nasıl Tedavi Edilir?
Migren tedavisinde herkese tek tip bir tedavi uygulaması yoktur. Migren kişiye göre farklı bölgelerde ve farklı şikayetlerle ortaya çıkar. Tedavisi de kişiye özel olarak planlanır. Ağrı kesici ve botoks tedavisi ile geçici çözümler sağlanırken migren cerrahisi veya migren ameliyatı olarak bilinen yöntem ile kalıcı tedavi uygulaması yapılabiliyor.
Botoks İle Migren Tedavisi Nasıl Yapılır?
Botoks ile migren tedavisinde tetikleme noktasına enjekte edilerek kasların geçici olarak dondurulması sağlanır. 4 ile 6 ayda bir tekrarlanması gereken bu prosedür hastalara ameliyatsız tedavi imkanı sunar. Bazı hastalar anestezi ve ameliyat korkusu nedeniyle kalıcı çözüm yerine belirli aralıklarla botoks yaptırmayı tercih eder.
En Etkili Çözüm Migren Ameliyatı Mıdır? Migren cerrahisi migreni kalıcı olarak tedavi edilmesini sağlayan cerrahi bir yöntemdir. Migren cerrahisi anestezi altında yapılan ve çoğu durumda hastanın 1 gün sonra taburcu edilebildiği bir yöntemdir. Düzenli olarak botoks yaptırmak istemeyen hastalar tarafından kalıcı olarak migren ağrısından kurtulmak için tercih edilir. Birçok hastada “kaş çatmasını” sağlayan korrugator kasının, trigeminal sinirinin dallarına bası yapmasından dolayı migren oluşur. Bu operasyonun amacı bu basıyı ortadan kaldırmaktır. Cerrahi operasyonla göz kapağına endoskopik olarak uygulanan ufak bir işlemle bu kaslar alınıp sinirler gevşetilir. Böylece migren ağrısının tetiklenmesi tamamen ortadan kaldırılır. Bası uygulanan yere göre bu işlemin yeri değişebilir. Örneğin frontal (alın bölgesi), oksipital (ense bölgesi), temporal (şakak) ve rinojenik (burun) bölgelerine uygulanabilir. Operasyonun ardından herhangi bir kesi izi kalmaz. Migren ameliyatı basari oranı literatürde %90’dir ve pek çok ameliyata göre çok daha başarılı ve yüz güldürücü bir ameliyattır.
Migren Tedavisi (Gökmen Yaklaşımı)

Migren Ameliyatı Öncesinde Nelere Dikkat Edilmeli ?
Özellikle kan sulandırıcılardan olan aspirinin ameliyattan üç hafta önce kesilmesine ve ameliyattan bir hafta sonrasına kadar kullanılmamasına dikkat edilmelidir. Bunun yanında E vitamini ve bitkisel ürünlerinde kullanımı kanamaya sebep olabilecek diğer maddelerdir.
Migren cerrahisinin temeli trigeminal sinirin dallarının dekompresyonu (baskıdan kurtarma) na dayanır. Ameliyat sonrasındamigren ağrılarının geçip geçmeyeceğini test etmek amacı ile Botox enjeksiyonları yapılarak bu bölgedeki kas grupları geçiciolarak gevşetilir ve migren ağrılarının geçip geçmediği 3 ay boyunca gözlenir. Botox enjeksiyonlarını takiben migren ağrıları rahatlayan kişiler cerrahi tedavi için uygun adaydırlar.
Migreni Olan Herkes Cerrahiden Fayda Görür mü?
Öncelikle Migren tanısı Nöroloji uzmanlarınca konulmuş hastalarımız arasında periferik migren olarak tanımlanan, atakları alın, şakak, burun kökü ya da enseden tetiklenen hastalar yapacağımız muayene ve testler sonrasında olumlu yanıt alındığındacerrahi tedaviden fayda görebilirler. Saydığımız dört bölgenin hepsi ya da her biri ayrı ayrı cerrahi yöntemle tedavi edilebilir.
Migren Ameliyatı Nasıl Yapılır ?
Migren ameliyatı bir çok migren merkezi tarafından kabul gören Endoskopik şekilde uygulanır. Endoskopik uygulama kamera yardımı ile 1 cm’ lik saçlı deri içerisinden yapılan(iz bırakmayan) kesilerinden girilerek hedef sinirlere cilt altında (migren ameliyatı beyin ameliyatı değildir) ulaşılarak sağlanır. Etraf dokularla sinirler arasında ki ilişki tekrar düzenlenir ve sıkışma alanları serbestleştirilir.
Migren cerrahisi endoskopik yüz germe ameliyat tekniği ile yapılmaktadır. Alın ve şakaklardaki sinir dalları saçlı derinin içinden endoskoplarla girilerek gevşetilir.
Burun içerisindeki sinirin dalını uyaran bir bozukluk tespit edildiğinde örneğin deviasyon ya da konka bülloza gibi bu sorun da aynı seansta yapılacak burun cerrahisi ile giderilir. Ense bölgesinde ise servikal sinir dallarını çevreleyen kaslar gevşetilerek ağrıyı uyaran sinirler rahatlatılır.
Ameliyat Ne Kadar Sürer ? Her bir tetik nokta için yaklaşık 45 dk ile 1 saat arasında değişir.
Migren Ameliyatı Sonrası İyileşme Süreci Nasıldır ?
Ameliyat sonrası saçlı deriden dışarı uzanan dren yerleştirilerek içeride kan ve sıvı birikmesi engellenir. Genel olarak bir sonra dren çekilir. Hastanın hastane bir gün gözlem altında kalması istenir. İyileşme süreci kişiden kişiye değişmekle birlikte ödem ve şişlikler 3. Günde gerilemeye başlar ve 7-10 günde belirgin şekilde kaybolur. Ağır egzersizler 3. Haftadan sonra yapılabilir. Kendisi eriyen dikişler kullanıldığından dolayı dikişlerin alınması gerekmez.
Ameliyatın Riskleri Nelerdir ?
Ameliyatın riskleri tüm ameliyatlarda görülebilecek enfeksiyon, kanama, yara iyileşmesi bozukluklarını gibi durumları içerirken, genel olarak erken dönemde saçlı deride kaşıntı hissi görülebilir. Riskler ameliyatın uygulandığı bölgeye göre farklılık göstermektedir.
Literatüre Göre Migren Ameliyatı Başarı Şansı Nedir?
Bahman Guyuron’ un 2009 yılında yaptığı bir çalışmada %57 oranında tam iyileşmenin gerçekleştiği ve 2011 yılında yaptığı bir çalışmada hastaların %88’ inde başarılı olduğu tespit edilmiştir.
Migren Ameliyatı Adayları Kimlerdir ?
Migren tanısı kesin olarak Nöroloji doktoru tarafından teşhis edilmiş olan, İlaç tedavisi altında dahi bir ay içinde 2 yada 3 atak geçiren, İlaç tedavisinin yan etkilerinden dolayı ilaç tedavisi kullanamayan yada kullanmak istemeyen migren hastaları ameliyat için uygun adaylardır.
Migren Evreleri

ID Migren Testi

Tetikleyiciler
Stres - Yorgunluk: Çok üzüntü, sıkıntı, yoğun dönemler ya da dönem bitişindeki rahatlama. Aşırı egzersiz. Yiyecek İçecekler Eski peynir, katkılı şarküteri ürünleri, narenciye, kuruyemişler, şarap – bira gibi mayalı alkollü içecekler. Açlık Öğün atlama, öğünün gecikmesi, az yeme.
Uyku: Az yada fazla uyku. Uyku düzeninin ve saatinin değişmesi.
Hormonal Adet dönemleri, doğum kontrol hapı, menopoz ilaçları, geciktirici, ertesi gün hapı vd. hormonal ilaçlar.
Çevresel Faktörler: Lodos, bulutlu kasvetli havalar, parlak ışık, ağır kokular, seyahat.
UÇAN Blogları

Baş Ağrısı Nedir?

Baş Ağrısı Nedir?
Baş ağrıları, baş-boyun bölgesindeki damar, kas, çene eklemi ve saçlı deriden kaynaklanır. Bu bölgedeki damarlarda genişleme, kaslardaki spazm ve saçlı derideki gerilmeler ağrıya neden olur. Beynin kendisinin ağrı duyusu yoktur. Baş ağrısı çektiğimizde beynimiz ağrıyor gibi olsa da çevresinden kaynaklanıyordur. Tüm insanlar yaşamının herhangi bir döneminde bir kez olsun baş ağrısı çeker.

Kısa süreli (akut/atak) veya sürekli (kronik) olabilir.

Bir yıllık değerlendirmede erişkin yaş grubunun %78’inin yaşadığı baş ağrılarının %47’si kayda değer düzeydedir. Ağrıların çoğunluğu tehlikesizdir.

Baş Ağrısı Çeşitleri

Çok çeşitli ağrılar olmakla birlikte en bilineni migrendir. En sık gerilim tip baş ağrısı yaşanır. Migren, yaşam kalitesini en olumsuz etkileyendir. Küme baş ağrısı, nadir rastlansa da çok şiddetlidir. Trigeminal nevralji, saniyelik çakma, elektriklenmeler tarzındadır. Dayanılmaz, nahoş ağrılardır.
Bir ay içinde on beş günden daha fazla ağrı yaşanıyorsa kronik baş ağrısı gelişmiştir. Kronik baş ağrısı çekenlerin çoğunluğunda ilaç aşırı kullanımı da mevcuttur. Bu durum süregen günlük baş ağrısı olarak adlandırılır.
Beyindeki hasardan ya da metabolik durumlardan kaynaklanan baş ağrılarına sekonder baş ağrısı denir. Enfeksiyonlar, tümörler, inmeler, beyin kanamaları, temporal arterit, hipertansiyon, bazı kullanılan ilaçlar vd. sekonder baş ağrılarına sebep olabilir.
Yaşam boyunca çekilen baş ağrıları bir hasar bırakmayabilir. Tam tersi bir kez yaşanan ağrı hayati tehlike arz edebilir. Beyin kanamaları, özellikle SAK (anevrizma yırtılması) ani şiddetli ağrı yapar. Acildir, hayatı tehlike arz eder.



Küme Baş Ağrısı ve Trigeminal Nevralji Tedavisi
Küme baş ağrısı ve trigeminal nevralji diş-çene kompleksinden kaynaklanan hastalıklardır!
Trigeminal nevraljilerin % 99,9’u, neredeyse tamamı ağrısının dişinden kaynaklandığını düşünür.
Küme baş ağrılıların % 60’ı ağrısının dişinden kaynaklandığını hisseder. Dişlerle ilgili olduğu bilgisi verildiğinde bu oran % 80’e çıkar.

16 Ağustos 2016 Salı

Miğren Hastalığı

MİĞREN HAKKINDA
Miğren Hastalığı
Teşhis(Tanı) Teşhis(Tanı) Tedavileri Miğren Resimleri Tedavi Olanlar
Miğren'e Bitkisel Çözüm xxx xxx xxx Menier Hastalığı
Baş Ağrısı Nedir Kulak Hastalıkları Vertigo Hastalığı Prostat Hastalığı Hemoroit Hastalığı
MİGREN NEDİR?
Migren bir beyin hastalığı olarak düşünülse de tamamen bedenden kaynaklanan bir hastalıktır. Migrende baş ağrısı ön plandadır. Bu nedenle sadece bir baş ağrısı olarak bile algılanabilir ama tüm bedeni ilgilendiren bulantı, kusma, ishal, terleme, yorgunluk benzeri şikâyetler çoğunlukla baş ağrısına eşlik eder. Huzursuzluk, sinirlilik, koku, ses, ışık gibi uyaranlara aşırı hassasiyet genel belirtilerdir. Yarım ya da tam görememe, konuşma güçlüğü, uyuşukluktan yarı felce kadar değişen güçsüzlük, dengesizlik, baş dönmesi ve nadiren bayılma gibi fokal nörolojik bulgular da gelişebilir. Tüm migren belirtilerinin temel özelliği geçici olmalarıdır. Kalıcı hasar oluşturmazlar.
Başı ağrımayan insan sayısı çok azdır ve toplumun %2 lik bir kısmını oluşturmaktadır. Herkes hayatının belli dönemlerinde baş ağrısı çeker. Fakat nedeninin kötü bir vaka olması (beyinde tümör, felç) çok nadirdir. Migren ise hayatı tehdit eden tehlikeli bir hastalık değildir. Genelde ataklar halinde ortaya çıkan, kafanın tek tarafına yerleşen, zonklayıcı bir baş ağrısı şeklidir. Ataklar 4 saat ile 72 saat arasında değişebilir. Bu ataklar sırasında baş ağrısının yanısıra bulantı, kusma, normal ışık ve sesten rahatsız olma gibi şikayetler de görülebilir.
Migren artık sinirsel(nörolojik) bir hastalık olarak kabul edilmektedir. Beyinde bulunan bazı kimyasal maddelerin (serotonin gibi) azalması ya da etki göstermemesi sonucu ortaya çıktığı düşünülmektedir. Kişi karanlık, sesten uzak bir odada uyumak ister. Günlük yaşamı engelleyen bir durumdur. Tedavi edilebilir.
Migren, çoğunlukla ataklar halinde gelen bir baş ağrısı tipidir. Ataklar 4 saatten 72 saate kadar değişen uzunluklarda olabilir. Kişi ataklar arasında kendini tamamiyle normal hisseder, ancak bir sonraki atağın endişesi içindedir. Eskiden "sadece bir baş ağrısı tipi" olarak görülen migren, artık başlı başına bir nörolojik hastalık olarak kabul edilmektedir.
Migren ağrısı genellikle orta şiddette ya da şiddetlidir ve kişinin normal aktivitelerini engelleyebilir, hem migren yakınması olan kişinin hem de yakınlarının yaşam kalitesini bozabilir. Baş ağrısı zonklayıcı ya da nabızla birlikte atan şekilde hissedilebilir ve başın tek bir yanında yerleşebilir. Bulantı, kusma, ışığa veya sese karşı hassasiyet baş ağrısına eşlik edebilir.
Migren kadınlarda erkeklerden daha sık görülür; kadınlarda %18.6 ve erkeklerde %6.5 oranında görülmektedir. Yapılan çalışmalarda bir hekim tarafından tanı konulmamış olan migren hastası oranının kadın hastalarda %59´a, erkeklerde ise %70´e ulaştığı gözlenmiştir.
Birçok kişide ağrı ve diğer semptomlar o kadar şiddetlidir ki, sadece karanlık bir odada yatıp uyumak isterler. Bu da günlük yaşantıyı aksatır. Oysa ki migren ilaçla tedavi edilebilir. Günümüzde migreni önleyen ya da tedavi eden çok sayıda ilaç bulunmaktadır.
MİGREN KİMLERDE GÖRÜLÜR?
Migrenin kadınlarda görülme sıklığı erkeklerdekinin üç katıdır. Bu farklılığın sebebi kadındaki hormonal değişikliklerdir. Hastaların çoğunda atak 40 yaşından önce ortaya çıkar. Bu da genelde ergenlik çağına denk gelir. 50 yaşının üstünde birinde migren başlama ihtimali zayıftır. Kadınlarda çoğunlukla orta yaşlarda ortaya çıkmaktadır.
Kadınlardaki migrenin östrojen hormonuyla ilgisi olduğu belirtiliyor. Sigara, auralı migren hastaları için felç riski oluşturuyor. Migren, kadınlarda daha çok görülen bir rahatsızlık. Uzmanlar, `auralı migren` rahatsızlığı olan hanımların felç riskinden kurtulmak için sigaradan ve doğum kontrol haplarından uzak durması gerektiğini belirtiyor. Araştırmalar, Türk kadınlarının yüzde 74`ünün ağrı problemi yaşadığını ortaya koyuyor. Hayatlarının ortalama 5 yılı bu rahatsızlıktan muzdarip olan kadınlarda en sık görülen ağrı çeşidi baş ağrısı ve migren. Migrenin en sık rastlanan türü ise `auralı` ve `aurasız` olarak adlandırılıyor. Nöroloji uzmanı Prof. Dr. Mustafa Ertaş, özellikle `auralı migren`li kadınları uyarıyor. Prof. Ertaş, "Auralı migren` teşhisi konmuş rahatsızlığı bulunan hasta, doğum kontrol ilaçları ve sigara da kullanıyorsa felç geçirme riski, migreni olmayanlara göre 15 kat artıyor." diyor. Aurasız migren, yüzde 80 oranında görülen basit migren tipi. Sadece baş ağrısıyla başlayıp baş ağrısı ile bitiyor. Bundan daha tehlikeli olan auralı migren ise yüzde 10-20 oranında görülüyor. Auralı migrende baş ağrısı gelmeden bazı nörolojik belirtiler meydana geliyor. Bunun kadınlarda baş ağrısı öncesinde görme bozukluğu ile ışıklar ve çizgiler görebilme şeklinde olduğunu belirten nöroloji uzmanı Prof. Dr. Mustafa Ertaş, auralı migreni olan kadınların bir sorununun da doğum kontrol ilaçları ve sigara olduğunu vurguluyor. Ertaş, "Auralı migren rahatsızlığı olan kadınların bu riskten kaçınması için doğum kontrol hapları ve sigaradan vazgeçmesi gerekiyor." diyor. Yapılan araştırmalar, Türkiye`de erişkinlik döneminde migren görülme sıklığının erkeklerde yüzde 11 iken kadınlarda yüzde 22 civarında olduğunu ortaya koyuyor. Ergenlik dönemindeki genç kadınlarda migren görülme sıklığı ise her geçen gün daha da artıyor.
Östrojen Hormonuyla İlişkisi Var
Uzmanlar kadınlarda migrenin daha fazla görülmesini östrojen seviyesinin yüksekliği ile ilişkilendiriyor. Kadınların yüzde 60`ında hamilelik sırasında, özellikle de ikinci ve üçüncü üç aylık dönemlerde migren açısından bir iyileşme görülebiliyor. Uzmanlar bu iyileşmenin, östrojen ve progesteron hormonu seviyelerinin bu dönemde nispeten sabit kalmasına bağlı olduğunu düşünüyor. Migrene mıknatısla tedavi geliyor.
Günümüzde insanların sık sık karşılaştıkları rahatsızlıklardan birisi olan ve şiddetli baş ağrıları biçiminde kendisini gösteren migren hastalığı için elektrikli ve mıknatıslı tedavi geliştirildi.
Günümüzde insanların sık sık karşılaştıkları rahatsızlıklardan birisi olan ve şiddetli baş ağrıları biçiminde kendisini gösteren migren hastalığı için elektrikli ve mıknatıslı tedavi geliştirildi.
İsveç`teki bilim dergisi Illustrerad Vetenskap`ın haberine göre, beyne ve saç köklerine elektrik yayan manyetik cihazlar ve mıknatıslar tutularak migreni tedavi devri başladı. Bu yönde çalışmalar ABD`de hız kazanırken, Avrupa`da özellikle de İsveç`te bu metod üzerinde duruluyor. Mıknatıslı yöntem sayesinde hastaların genelinde baş ağrıların dindiği belirtiliyor. Bu yöndeki testler 2006 yılından beri yapılıyor. Yöntem sayesinde migren ağrısından dolayı çalışamaz hale gelmiş olan birçok kimsenin artık işlerine dönebildiği kaydedildi. Migren Türkiye`de de yaklaşık 10 milyon kişinin, yani hemen hemen her yedi kişiden birinin hayatını zehir ediyor. Tek ya da nadiren çift taraflı baş ağrısıyla kendini gösteren migren daha çok erişkin hastalarda ve 25 ile 45 yaşları arasında görülüyor.
NİÇİN MİGREN HASTASI OLURUZ?
Nedeni tam olarak bilinmemekle birlikte beyin kandamarları ve beynin sinir iletimindeki kimyasal madde değişiklikleri sonucu ortaya çıktığı düşünülmektedir. Kadınlardaki hormon değişikliği migren ağrısına yol açabilir. Genetik (aileden gelen, kalıtsal) faktörler konusunda çalışmalar sürmektedir. Annesi ya da babası migren hastası olan birinin migren hastası olma ihtimali %40 dır. Hem annesi hem babası migren hastası olan birisi %75 oranında migren hastası olabilir ki bu çok yüksek bir ihtimaldir.
MİGREN TİPLERİ NELERDİR?
Toplumda en çok oranda görülen iki farklı migren tipi vardır:
1-BASİT MİGREN(Aurasız):
Migrenli hastaların %75 inde görülür. Aurasız migren atakları vardır. Adi migren de denir. Sıklıkla bayanlarda görülür. Tek ya da çift taraflı baş ağrısı görülür. Kusma nadirdir.
Beyinde yaygın veya tek taraflı zonklayıcı baş rahatsızlığı ile karakterize, aralıklı bir sendromdur. Bu tanıyı koyabilmek için her biri 4 - 72 saat süren, dört ağrı özelliğinden en az ikisini ve ilişkili özelliklerden en az birini gösteren 5 atak gereklidir. Bu dört ağrı özelliği; tek taraflılık, zonklayıcı nitelik, orta-ağır şiddet ve rutin fizik i aktivite ile artma sayılabilir. Ataklara bulantı, kusma, fotofobi (ışıktan rahatsız olma), fonofobi (gürültüden rahatsız olma) ve/veya iştahsızlık eşlik edebilir. Aralıklarla yineleyici atakların da bildirilmiş olması gerkir. Bütün bu belirtilere rağmen yine de migrenin diğer nedenleri dışlanmalıdır.
Migren 3 günden daha uzun sürerse migren statusu terimi kullanılır. Bazen hastayı sabaha karşı uyandırabilmekte ise de günün veya gecenin herhangi bir saatinde başlayabilir. Atakların sıklığı çeşitlilik gösterir; hayatta birkaç kez olabilirken haftada birkaç kez de olabilir. Ortalama bir migren hastası ayda bir veya iki kez baş ağrısı çekebilir. En az beş atağın aranmasının nedeni beyin tümörleri, sinüzit ve glokom ve birçok organik hastalığın migreni taklit eden baş ağrılarına neden olabilmesidir.
2-KLASİK MİGREN(Auralı):
Auralı migren atakları görülür. Migrenli hastaların %10’unu oluşturur. Çocuklukta ergenlikte başlar. İlk atak 40 yaşından sonra gelir. 2-6 saat kadar sürer. Kişinin görme alanında boşluk vardır. Hasta boşluk olan yeri göremez. Başın tek tarafı ağrır. Bulantıyla birlikte kusma buna eşlik eder.
Aura, baş ağrısı başlamadan önce beliren, sıklıkla görme alanında sorunlar olan, bazı sinirsel belirtilerdir.Migren şafağı da denir.
Tamamen düzelen bir veya daha fazla nörolojik belirti, auranın 4 dakikadan uzun sürede gelişmesi, auranın 60 dakikadan kısa sürmesi ve auranın ardından baş ağrısının başlamasına kadar geçen sürenin 60 dakikadan kısa sürmesi gibi sayılabilecek dört özellikten en az üçünün ve en az iki atağın olması gereklidir. Auralı migreni olan hastaların çoğunda aurasız migren atakları da görülebilir. Sıklıkla görme yarı alanı içinde geometrik biçimde olan renklerin, canlı görsel ışık dizileri şeklinde aura ile ortaya çıkmasıdır. Zonklayıcı baş ağrısı genellikle görsel bulguların karşı tarafındadır ve hastada bulantı, kusma, fotofobi, fonofobi ve iştahsızlık olabilir. Aura´lı migren görme alanı bozuklukları ve hemisensoriyel kayıp gibi geçici nörolojik bozukluklarla birlikte olur. Aura tipik ve hep aynı özellikleri gösteriyorsa, arkasından gelen baş ağrısı migrenöz özellikleri göstermese de auralı migren tanısı konabilir. Migren aurası, küme baş ağrısı gibi diğer baş ağrılası tipleriyle birlikte de görülebilir.
3-Diğer Miğren Türleri
A-Auralı Migren Baş ağrısız: Uzun süre boyunca auralı migren yaşayan bir kişide zamanla baş ağrısı geçer veya azalır.
B-Baziler Migren: Bilinen migren belirtileri yanında cümle kurmada güçlük, baş dönmesi, çift görme, kulakta çınlama ve dengesizlik görülebilir. Baziler migrende belirtiler beyninizin beyin sapı olarak adlandırılan bir bölgesi tarafından denetlenmektedir. Bu belirtiler, bilinen aura belirtilerine ek olarak kelimelerin birleştirilmesinde güçlük çekme, çevrenin sürekli döndüğü yanılgısını yaratan baş dönmesi, kulak çınlaması, çift görme ve dengesizliktir. Şiddetli ataklar bayılmaya, hatta ani bilinç kaybına yol açarak çok ürkütücü olabilir. Bu belirtiler 10-45 dakika sürer ve ardından tipik bir migren baş ağrısı başlar.
C-Hemiplejik Migren(Ailesel): Hem auralı migren hem de kol ve bacak dahil vücudun bütün yarısında kas güçsüzlüğü veya felç görülür. Atak süresince devam edebilir.
Bu tür migrende auralı migren atağına hem kolda, hem de bacakta olmak üzere vücudun bütün bir yarısında kas zaafı ya da felç eşlik eder. Bu durum atak süresince ve bazen birkaç gün boyunca, baş ağrısı sona erene kadar sürebilir. Sonraki ataklarda vücudun diğer tarafı etkilenebilir. Ailede bu türden atak öyküsü varsa, bu durum ailesel hemiplejik migren olarak adlandırılır.
D-Status Migrenozus: 3 günden fazla süren migren ataklarıdır. Boyun ve omuzdaki kasların kasılmasına bağlı olarak ortaya çıkabilir.
E-Retinal migren: Baş ağrısıyla birlikte bir gözde görme bozukluğu olur. Kısa sürelidir. Göz muayenesinde herhangi bir bulguya rastlanmaz.Bu ataklar yalnızca bir gözde görme bozukluğuna yol açar. Bu tür migren bir saatten kısa sürer ve baş ağrısıyla birliktedir. Gözün içinin incelenmesini sağlayan bir alet olan oftalmoskopla yapılan göz muayenesi sonucu, gerek iki atak arasında, gerekse atak sırasında normaldir.
F-Oftalmoplejik migren: Baş ağrısı ve gözün hareketlerini kontrol eden sinirlerin bir bölümünde felç vardır.
G-Migren enfarktı: Enfarkt kanla beslenme yetersizliği nedeniyle doku ölümüdür. Migren ataklarından sonra, bir gözde kalıcı kör noktalardan tam inmeye kadar değişen çeşitli belirtiler bildirilmiştir (bk, s. 13, “Korkular”), ama bunlar son derece seyrektir. Bunlara migrenle birlikte var olan başka olaylar neden olabileceği için, migrenle doğrudan bağ kurmak güçtür. Migren enfarktı tanısı konulabilmesi için, enfarktın başka herhangi bir zamanda değil, tipik bir migren atağı sırasında oluşması gerekir. H-Konfüzyonel Migren
K-Ak Madde Bozuklukları
M-Abdominal Migren
L-Serebral Otozomal Dominant Arteriyopati ile Subkortikal İnfarktlar ve Lökoensefalopati

MİGRENİN BELİRTİLERİ NELERDİR? MİGREN KAÇ EVREYE AYRILIR?
Hasta migren sırasında bir müddet kendini soyutlamak, dinlenmek ihtiyacı hisseder. Bazı belirtiler hastayı baş ağrısından daha çok rahatsız edebilir. Migreni beş evreye ayırabiliriz:
UYARICI BELİRTİLER
-Yorgunluk,
-Işıktan ve sesten rahatsız olma,
-Kaslarda ağrı,
-Mide bulantısı, kabızlık, ishal,
-Susuzluk, idrara sık çıkma
-Huzursuzluk, üzüntü gibi belirtiler migren atağının geleceğini gösterebilir.
AURA DÖNEMİ
Migren ağrısından ortalama 20 dakika kadar önce görülen dönemdir. Tek taraflı görme kaybı, kör nokta, ışınsal tarzda renkli titrek çizgiler, ışık çakması, kolda bacakta karıncalanma, uyuşma hissi olabilir. Örneğin aura dönemi geçiren bir hasta bu durumu şöyle tanımlamaktadır: Kısmi görme kaybı yaşıyorum. Bu hep baş ağrım olmadan hemen önce oluyor. Ortalama yarım saat sürüyor. Baş ağrım başladığında görmem normale dönüyor. Aura migren habercisi olarak kabul edilmektedir.
BAŞ AĞRISI DÖNEMİ
72 saate kadar sürebilen bir dönemdir. Başın tek tarafında zonklayıcı bir ağrı vardır. Bazen başın iki tarafı da tutabilir. Hareket ederken ağrı artar. Bununla birlikte bulantı, kusma, ışık ve gürültüden rahatsız olma gibi durumlar mevcuttur. Bir migren hastası bu dönemi şöyle özetlemektedir:
Kafam zonkluyor, beynim patlayacak gibi oluyor. Normal ışık bile beni rahatsız ediyor. Kafamın yerinden fırlayacağını düşünüyorum. Midem bulanıyor. Huzursuz biri oluyorum. Atak başladığı sırada üşüyorum.
AĞRININ GEÇMESİ DÖNEMİ
Ağrının geçmesi için uyumaya çalışmak biraz rahatlamanızı sağlar. Ama ağrının geçmesi için yapılması gerekenler kişiden kişiye değişebilir. Çocuklarda kusma çok faydalı olabilir. Kimisi için de mutlaka ilaç tedavisi gerekir. Bazı hastalar ise atağın geçmesini bekler çünkü başka bir şeyin işe yaramadığını söylemektedirler.
İYİLEŞME DÖNEMİ
Atak geçtikten sonra, daha doğrusu baş ağrısı geçince, bir gün boyunca kendinizi çok yorgun hissedebilirsiniz. Çok yorucu bir işten çıkmış gibi olursunuz. Bazı hastalar ise baş ağrısından sonra kendilerini gayet enerjik hissettiklerini söylemektedir.
MİGREN ATAKLARI NE KADAR SIKLIKLA GELİR?
Atak sıklığı değişken bir durumdur. Kişiden kişiye değiştiği gibi kişinin atak zamanı da değişken olabilir. Ayda 1-2 kez ya da haftada bir atak geçirilebilir. Ayrıca ataktan sonra uzun bir süre atak gelmeyebilir. Ama kesin olan bir şey var ki her gün migren atağı gelmez.
MİGRENİ TETİKLEYEN FAKTÖRLER NELERDİR?
Migren atağının gelmesi için tek bir tetikleyici yoktur. Zaten tek bir tetikleyici migren atağı oluşturmaz. Üst üste gelen etmenler atağın başlamasına sebep olur. Bir hastanede yapılan araştırmalarda migren hastalarından alınan cevaplara göre en sık görülen durumlar stres, hormonlarda değişiklik, halsizlik, yorgunluk ve öğün atlamadır. Çocuklarda aç kalma, az yemek yeme, kadınlarda adet dönemiyle ilgili hormonal değişiklikler migrene neden olabilir.
Şu faktörlerde migren tetikleyicisi kabul edilmektedir:
-Yeterince yememek,
-Bazı yiyecekler ve içecekler; eski peynir, çerez, çikolata, şarap, alkol, kafeinli içecekler, kahve, çay, katkı maddeleri,
-Çevresel faktörler; göz alıcı ışık, ağır koku, seyahat, çok yorulma, hava değişiklikleri,
-Hormonal değişiklikler; adet dönemi, gebelik, doğum kontrol hapları,
-Uyku problemi; uykusuzluk çekme ya da aşırı uyuma,
-Duygusal değişiklikler; endişe, üzüntü, tartışma, heyecan, depresyon, stres,
-Baş ve boyunda ağrı; göz, boyun, diş, çene ağrısı,
-Bu tetikleyicilerin hepsi bir kişide olmak zorunda değildir. Atak başlaması için yukarıdaki bir kaç neden yeterli olabilir.

Migren Baş Ağrılarının Genel Semptomları
-Başın sağ tarafı ve sol tarafından hafif şiddetli zonklayıcı ağrı.
-Artan fiziksel aktiviteye bağlı olarak şiddetli baş ağrısı.
-Işık ve / veya sese duyarlılık.
-Mide bulantısı veya kusma.
-Gözlerde yanma hissi ile gözlerde kızarma.
-İştahsızlık.
-Migren hastası tek başına kalmak ister, sessiz ve karanlık bir odada huzur bulur.
-Depresyon ve sinirlilik.
-Uyuşukluk, bir kol veya bacakta güçsüzlük.

Belirtileri
-Normal baş ağrıları başın her tarafında,migren ağrıları ise genelde başın bir noktasında hissedilir.
-Kandınlarda daha çok olur.
-Görmede zorluk,göz kamaşması,çifte görme gibi görme sıkıntıları
-Başka neden yokken sinirli olmak
-Baş dönmesi,iğrenme,bulantı,kusma,titreme,açlık hissetme,kuvvetsiz olma,kolay heyecanlanma,suskunluk,omuz ve boyunda ağrı tansiyon yükselmesi,parmakların şişmesi,deride kabartılar,solgunluk vs..

Nedenleri
-Kalıtsal veya psikolojik olabilir.
-Ortama uyamamak,arkadaş edinememek.
-Çok yorucu işlerde çalışmak ve buna rağmen dinlenememek.
-Şeker oranının düşüklüğü,rejim veya hormonel düzensizlik.
-Üst üste gelen sıkıntılar.
Tavsiyeler
-Yaşınıza uygun spor yapın.
-Ağrı kesici ilaç almayın.
-Bol elma yiyin
-Eğer kalıtımsal ise cocuklarınızda da olma ihtimaline karşın erken teşhis yapılması için bir doktora başvurun.
-Boyun kemiğinize aşırı olmayan masaj yapın.
-Sık sık sıcak banyo alın.
-Papatya,ıhlamur veya lavanta çiceginin birinden 5-10 gr kaynar suda 20 dk kadar demleyip günde 3-4 bardak içiniz.
Migren Nasıl Olur?
Ağrı nahoş bir duygudur ama bedenin yardım çağrısıdır. Bu prensip unutulmadan hastanın bozucu alanları araştırılırsa migren ve baş ağrılarının nasıl olduğu da anlaşılır, hastalık da çözülebilir. Migren yapısal hasar olmadan sadece otonom sinir sistemi fonksiyonlarındaki geçici bozulmadır (disfonksiyon). Migren bir bozucu alan hastalığıdır.
Bozucu Alan Nasıl Oluşur?
Olumsuz bir etki (mikrop, darbe, kesilme vb.) hücrenin elektriksel potansiyelini düşürür. Bu, hastalanmanın başlangıcıdır. Hastalanan bölgeden çıkan olumsuz uyarımlar tüm sisteme yani bedene yayılır. Sert, yoğun, sürekli uyaranlar varsa hücre kendini toparlayamaz. Elektrik potansiyelini kaybettiği için sürekli ritmik boşalımlar üretir. “Bozucu alan” adını alan bu oluşum kişi ölünceye kadar otonom sinir sistemini etkiler. Bozucu alanlardan çıkan uyarımların zaman zaman tüm sistemi etkilemesi (çalışmasını aksatması, sinir fırtınasını başlatması) migren atağını oluşturur. Bu nedenle migren bio-elektriksel bir hastalıktır.
İlaçlar ve Baş Ağrısının Üstesinden Gelme
Baş Ağrısını Gideren İlaçlar
Ağrı kesiciler, baş ağrısını giderir ancak ağrının nedenini ortadan kaldırmaz. Ağrı ilk ortaya çıktığında alınırlarsa en iyi etkiyi gösterirler. Ağrı kesiciler söz konusu olduğunda daha çok ilaç içmenin daha çok rahatlama sağlayacağı anlamına gelmediğini hatırlatmakta yarar görüyoruz. Ayrıca bu durum, ilacın gereğinden fazla kullanımına bağlı baş ağrılarına da neden olabilir (rebound baş ağrıları). Ağrı kesici ilaçlar baş ağrısında işe yaramaktadır. Ancak, bu ilaçların haftada 3 günden fazla kullanılmaması gerekmektedir.
Ağrı Kesiciler
Hafif derecedeki baş ağrılarını tedavi etmekte kullanılabilir.
Bazılarının yüksek dozlarda kullanılabilmesi için doktor tarafından tavsiye edilmiş olması gerekmektedir.
Ağrı ilk ortaya çıktığı sırada alınırlarsa en fazla etkiyi gösterirler.
Doktorunuz aksini tavsiye etmediği sürece prospektüsünde yazılandan daha sık veya daha yüksek dozda alınmamaları gerekmektedir.
Bu ilaçların haftada 3 günden daha fazla alınmaması gerekmektedir.
Yiyecek veya anti-asit ve bir bardak dolusu su ile birlikte almak suretiyle bu ilaçların midenizi rahatsız etmesini önleyebilirsiniz. Ancak ülseriniz veya kanama gibi diğer sorunlarınız mevcutsa doktorunuz parasetamol dışındaki ağrı kesicileri kullanmanızı istemeyebilir.
Bir takım ağrı kesiciler alındığında araba kullanılmaması veya tehlikeli olabilecek faaliyetlerde bulunulmaması gerekmektedir. Bu ilaçlar, uyku veya dalgınlık durumu yaratabilir.
Bu ilaçlarla birlikte alkol, alerji ilaçları ve uyku ilaçları alınmamalıdır.
Başka bir ilaç almadan veya ameliyat olmadan önce doktorunuza bu ilaçları aldığınızı bildirmeniz gerekmektedir.
Baş ağrısını önlemeye yönelik ilaçlar, ayda 3 veya daha fazla baş ağrısı yaşayanlar için faydalı olabilir. Bu ilaçların size faydalı olup olmayacağını doktorunuza sorun.
Migren İlaçları
Yanlızca migreni veya demet (küme) başağrısı olan hastalarda faydalı olmaktadır.
Orta ve şiddetli ataklardan kurtulmak üzere kullanılır.
Her zaman yanınızda taşımanız gerekir.
Mümkün olduğunca atağın başlangıcında alınmalıdır.
Doktorunuz tarafından aksi belirtilmediği sürece prospektüsünde belirtilenden daha sık veya daha yüksek dozda alınmamalıdır.
Başka bir ilaç kullanmaya başlamadan veya ameliyattan önce doktorunuza bu ilaçları kullandığınızı bildirmeniz gerekir.
Baş Ağrısını Önlemeye Yönelik İlaçlar (Profilaktik İlaçlar)
Ağrıyı önlemeye yönelik ilaçlar, bazı durumlarda baş ağrılarınızın sıklığını gidermek için kullanılmaktadır. Ağrı kesicilerden farklı olarak başınız ağrımıyor bile olsa her gün alınmaları gerekmektedir. Bu ilaçlar tüm baş ağrılarını önlemese bile baş ağrısı yaşama sıklığını ve ağrıların şiddetini azaltmaktadır. Aslında baş ağrısının daha az yaşanması ilaç tedavisinin işe yaradığını göstermektedir. Baş ağrıları kontrol altına alındıktan sonra aldığınız ilaç miktarını azaltabilirsiniz. Hatta sonunda baş ağrısını önleyici ilaç almayı tamamen kesebilirsiniz.
Baş ağrıları şiddetli olduğunda ve ay içerisinde daha sık yaşanmaya başlandığında önleyici tedaviye başvurulabilir. Baş ağrınızın durumuna göre doktorunuza bu ilaçların size uygun olup olmadığını danışabilirsiniz.
Ağrıyı kesmeye yönelik ilaçlar kan damarları ve sinirleri etkileyerek migren atağını kesebilirler.
Tüm İlaçlar İçin...
İlaçları, doktorunuzun belirttiği şekilde alın.
Belirtildiği şekilde almanıza rağmen ilaç baş ağrınızı gidermiyorsa doktorunuza başvurun. Bazı baş ağrısı ilaçlarının etkili olmaya başlaması zaman almaktadır. Bu nedenle doktorunuzun onayını almadan ilaç kullanımına son vermeyin.
Hiçbir zaman dozu arttırmayın veya tavsiye edilenden fazla almayın. Kalıcı yan etkiler fark ederseniz hemen doktorunuza başvurun.
Yeni bir tedaviye başlamadan önce doktorunuza aldığınız diğer ilaçları ve varsa rahatsızlıklarınızı belirtin.
Hamileyseniz veya hamile kalmayı planlıyorsanız yeni bir tedaviye başlamadan önce bu konuyu doktorunuza belirtin.
Migren tedavisinde Yorktest
Migren ;Yarım baş ağrısı diye de bilinen ve soğuk bir terleme ile birlikte gelip, başın ve yüzün yarısını kaplayan özel bir baş ağrısıdır. Ağrılar bazen dayanılmayacak kadar şiddetli olur. Birkaç dakika sürebileceği gibi saatlerce hatta günlerce de devam edebilir. Başın yarısında zonklamalar, bulantı ve bazen kusma görülür. Kişinin gözünün önünde siyah benekler, bulanık lekeler uçuşur. Bazı kimseler, konuşmakta dahi zorluk çekerler, özellikle güneş ve ışıktan uzak dururlar.
Migrenin sebebi yıllarca tam olarak bilinmemekteydi ve tedavisi son derece zordu. Oysa yapılan bilimsel çalışmalar göstermiştir ki, birçok insanda migreni tetikleyen, yenilen gıdalardır. Çalışmalarda migren ataklarını arttıran gıdaların kişiden kişiye değiştiği ve herkes için aynı olmadığı görülmüştür.
Vücudun intolerans gösterdiği bu gıdaları beslenmelerinden çıkarmak, yapılan çalışmaya katılan hastaların %80´inde migrenin ataklarının geçmesine veya ciddi miktarda azalmasını sağlamıştır.
Peki tükettiğimiz besinler nasıl olur da migrene sebep olur?
Migren immünolojik ( bağışık sistemi ile ) mekanizmalar ile yakından ilişkilidir. İmmünolojik reaksiyonlar; Ig E ( besini tükettikten sonra oluşan klasik besin allerjisi) veya Ig G ( besini tükettikten 2-120 saat içerisinde açığa çıkan besin allerjileri) dir. Yapılan çalışmalarda Ig E lerin migrende rolü görülmemiştir. Ig G mekanizmasının ise migrenle yakından ilişkili olduğu görülmüş, çalışmalarda migren hastalarının %90 nında besin intoleransı olduğu saptanmıştır. Besin intoleransında 2 ayrı mekanizma migren ataklarına sebep olmaktadır;
Sizin besin intoleransınız varsa ve bu besinleri sürekli tüketiyorsanız vücudunuz bu besinleri bir yabancı ajan, mikrop gibi algıladığı için sürekli bağışıklık sisteminizi çalıştıracaktır, bağışıklık sisteminin sürekli çalışması bağışıklık sistemi ile ilişkili olan migren ataklarına sebep olacaktır.
Besin intoleransları beyinden seratonin hormonunun salınımını azaltmaktadırlar, çalışmalarda migren hastalarında da seratonin hormonunun eksikliği gözlenmiştir. Eğer besin intoleransınız olduğunu bilmeden bu tür besinleri tüketirseniz beyinden seratoninin salgısının azalması da migren ataklarına sebep olacaktır.
1
2
UÇAN Blogları